06
May

Coronavirüs sonrasında evlerimizde ne gibi değişiklikler olacak?

Bugünler elbette geçecek ve biz hayatımıza kaldığımız yerden olmasa da yeni deneyimlerle devam edeceğiz. Koronavirüs nedeniyle hepimiz zamanımızı en güvenli ve en rahat hissettiğimiz yerde, evlerimizde geçirmeye başladık. Bu süreçte ister istemez evlerimize sığamadık, bazı eksiklikler hissettik ve konfor alanımızdan beklentilerimiz arttı. Zaman zaman yeni bir dekorasyon arayışına ve hatta yeni yaşam alanı düşüncelerine daldık. Peki, yeni dönemde evlerimizde ne gibi değişiklikler söz konusu olacak, mimari beklentilerimiz nasıl şekillenecek?

Çalışma Ortamımızı Evlerimize Taşıyoruz

Home-office denilen evden çalışma modelinin artık pek çok şirket tarafından tamamen ya da kısmen uygulanabileceği öngörülüyor. Bu süreç ile hayatımıza giren ev-ofis kavramının evlerimizde çalışma odası ihtiyacını arttırmış bulunuyor. Uzaktan çalışıp eğitimlere katılabileceğimiz, video konferanslar düzenleyebileceğimiz, tekil telefon görüşmeleri yapabileceğimiz izole alanlara daha fazla ihtiyaç duyuyoruz ve var olan ev düzenimiz bunları karşılamakta yetersiz kalabiliyor. Bu nedenle, evimizdeki mevcut alanları daha iyi değerlendirip çalışma ortamına uygun hale getirebilir; ofis ortamımıza benzer nitelikte ama ev konforuna uyumlu çalışma odaları tasarlayabiliriz. Evdeki çalışma alanları tasarlanırken, çalışan kişinin motivasyonunu arttırabilecek renk, ışık vb. özelliklere dikkat edilmesi ve bu alanların uzaktan çalışma koşullarına uygun olabilecek teknolojik ekiplerle desteklenmesi önemlidir.

Daha Büyük Evler, Daha Konforlu Alanlar 

Evlerimizde geçirdiğimiz zamanın artmasıyla birlikte, evlerimizin değişen alışkanlıklarımıza cevap verebilmesini ve dolayısıyla aynı ortamda birlikte yaşayabilecek ölçüdeki alanlara sahip olabilmeyi istiyoruz. Halbuki önceden evlerimizi sadece belli ihtiyaçlarımıza yönelik kullanmak için tasarlamıştık ve ekstra alanlara şu andaki olduğu kadar ihtiyaç duymuyorduk. Örneğin, spor yaparken yürüyüş parkurlarını, spor salonlarını tercih edebiliyorken şimdi evimiz seçenek olarak karşımıza çıkıyor. Çocuklarımızın özgürce eğlenmesi için parklar yeterli oluyorken şimdi çocuklar evlerde kendi özgür alanlarını oluşturabilmek istiyor. Bunun örneklerini çoğaltabileceğimiz gibi, bunları özetlemek gerekir ise evlerimizin artık bazı sınırlardan çıkıp fiziksel, sosyal tüm faaliyetlerimizde daha fazla rol alacağını söyleyebiliriz. Bu değişiklikler ile birlikte, 1+1 evle yetinenler, 2+1 ev arayışına; 2+1 evi olanlar 3+1 ya da daha büyük ev arayışına girebilir. Son 6 aydır evlerle ilgili satış ve talep istatistiklerine baktığımızda 1+1 evlere ilginin azaldığını görüyoruz. Büyük evlere talebin artmasının yanı sıra, mevcut evlerimizde de ailece zaman geçirebileceğimiz ve birçok ihtiyacımıza cevap verebilen çok fonksiyonlu alanlar tasarlamak elbette ki mümkün. Evlerimizde yapacağımız tasarımsal değişiklikler ile hobi, oyun, spor vb. için alanlar oluşturabilir, mobilya sayısında veya ölçülerinde yapacağımız değişiklikler ile de eskisinden daha fazla alan kazanabiliriz.

Teknolojinin Rolü Artıyor

Teknolojinin de hayatımızdaki yerini göz önünde bulundurursak, son dönemlerde popüler olan online konser, online gösteri, sanal turlar, sanal spor teknolojik anlamda evdeki sistemlerin de yenilenmesi anlamına gelebilir. Yakın zamanda ekstra yüksek çözünürlüklü el kol hareketleriyle kumanda edilebilen görüntü sistemleri ve bunlara uyumlu ses sistemleri hayatımıza girebilir ve bunların bulunacağı alanlarda daha efektif sonuçlar alabilmek için alanların düzenlenmesi gerekebilir. Kısacası, sosyalleşmek için dışarıda geçirdiği sürede harcadığı parayı ev hayatının konforu için harcamak isteyenlerin sayısı hiç şüphesiz artacaktır.

Bahçe ve Balkon İhtiyacı Artıyor

Dışarıdan uzakta olduğumuz şu günlerde, dış ortamla ilişkimizi sağlayabileceğimiz balkon, bahçe gibi alanların önemini bize bu süreç fazlasıyla gösterdi. Hepimiz nefes alabileceğimiz, güneşi görebileceğimiz, dört duvar arasından bir nebze de olsa çıkabileceğimiz alanlara daha fazla ihtiyaç duymaya başladık. Son dönemlerde şehirlerde dikey mimarinin de artmasıyla birlikte, ev seçimlerimizde evimizin dış çevre ile ilişkisinden çok, içeride yaşadığımız alanların özelliklerine dikkat ediyoruz. Özellikle, konut mimarisinde Fransız balkon olarak tabir ettiğimiz, salonlarda tavandan yere kadar uzanan pencerelerin açıldığı sistemler ile dış mekan ihtiyacımızı oldukça küçülttük. Coronavirüs süreci sonrasında bu mimarinin değişeceğini, dış alan ihtiyacına göre ev seçimlerinde balkon, teras hatta bahçe gibi alanların etkili olacağını, yeni yapılan konutların da bu hususta tasarlanıp inşa edileceğini öngörüyoruz. Ayrıca, mevcuttaki balkon, teras gibi alanlarımızı yeniden düzenlenip daha etkili dış mekan kullanımı sağlayabilir, doğayla iç içe ve daha ferah ortamlar yaratabileceğimiz tasarımlar da yapabiliriz.

Temizlik Şart!

Coronavirüs ile birlikte; günlük hayatımızda yaptığımız eylemlerde, yaşadığımız ortamlarda bir kavram her şeyden daha fazla ön plana çıktı: Temizlik! Elimizdeki bu güç ile virüsün önüne geçebiliyor ve bulaşıcılığını azaltabiliyoruz. Virüsün temas ve hava yolu ile bulaştığını düşününce, evimizdeki değişikliklerin de bu yönde olabileceğini tahmin edebiliriz. Evlerdeki fazlalıkların azaltılıp, daha az eşya veya daha az aksesuar ile daha minimal mekan tasarımları ön plana çıkabilir. Ayrıca malzeme seçimleri daha spesifik olabilir. Derz aralıkları olmayan, mümkünse parçalardan oluşmayan/az parçalı, antibakteriyel, sert ve doğal malzemeler tercih edilebilir. Yüzeylerde pürüzsüz uygulamalar yapılıp, temizliği daha kolay yüzeyler yaratılabilir. Detaylı birleşim yerleri, temizliği zor köşeleri olan mobilya veya tasarım elemanları yerine daha basit ve sökülüp birleştirilebilen elemanlar kullanılabilir. Evin doğal havalandırılma ihtiyacının artışıyla birlikte, pencerelerin sayısı, ölçüleri değişebilir ve ev seçimlerinde her oda için pencere koşulu aranabilir.

Şehirden Kaçış

İnsanların bu süreç dolayısıyla özellikle ‘yaşam alanlarına’ yönelik bir sorgulama içinde oldukları ifade ediliyor. Son bir aydır emlak siteleri, şehir dışı bahçeli müstakil evlere, yazlıklara ve arsalara ilginin arttığı yönünde açıklamalar yapıyor. Evden çalışmanın deneyimlenmesi ile birlikte iş merkezlerinden uzak, şehrin çeperinde ‘müstakil’ bir yaşam alanı talebi öne çıkıyor. Gelecek dönemlerde dikey mimarinin önemini yitirerek yatay mimarinin önem kazanacağı öngörülüyor. Sosyal mesafenin daha rahat korunabileceği ve dışarıda daha fazla vakit geçirilebilecek müstakil evlere talebin artacağı düşünüldüğünde şehir yaşamının ve düzeninin bu süreçten sonra değişime uğrayacağını çok net söyleyebiliriz.

Coronavirüs sonrası yaşam standartlarımızda oluşacak değişiklikler, evlerimizle ilgili beklentilerimizi de değiştirecektir. Bu süreç ile hayatımıza giren birçok alışkanlık ile birlikte, süreç sonrasında daha sağlıklı, daha konforlu alanlarda bulunmak önceliğimiz olacaktır. Tabi ki bu değişime hayatımızda en çok öneme sahip alan, evlerimizden, başlayacağımızı tahmin etmek zor değil. Göstereceğimiz özeni ve yeni alışkanlıklarımızı ev dışı ortamlarda da sürdürmek ve birlikte güvenle yaşayabileceğimiz bir dünya yaratmak bizim elimizde.

Sağlıklı evlere, sağlıklı günlere…